Önce şunu söyleyeyim: Bu blog yazısını okurken muhtemelen elinde bir fincan kahve vardır. Çünkü biz, tasarım tutkunları olarak, sabahın ilk ışıklarıyla (ya da gece yarısı panik ataklarıyla) çalışırken hep yanımızda bir içecek bulundururuz ve şimdi sana, bu kahve lekelerinin arasında doğan tasarımlardan bahsetmek istiyorum 🤩
Kendimi tanıtayım: Ben, sabah 06:00’da çizim tableti başında bulduğun, akşam 23:00’te atölye bandına serili kumaşlarla uğraşan bir tasarımcıyım. Tişört ve sweatshirtlere “özgün tasarım” dediğimizde, aklına gelen her şeyi bir kenara bırak. Çünkü benimkiler, "Kedim bile bu kadar yaratıcı olamazdı!" dedirten cinsten 🐱
Nasıl mı? Tasarım ofisimde (ki burası genellikle kahve kokusu ve karalamalarla dolu bir kaos alanıdır), her bir çizimi sıfırdan hayata geçiriyorum. Bir fikir doğuyor, kağıda dökülüyor, sonra kumaşla buluşuyor. Ve işte o an! "Bu tişört, aslında bir sanat eseri!" diye düşünmeden edemiyorsun.
Şunu itiraf edeyim: Tasarım yapmak her zaman kolay değil. Bazen saatlerce boş bir ekrana bakarım. Sonra bir anda… "Tamam, bu olacak!" derim. Mesela, geçen hafta bir müşterim dedi ki: "Kızım için uzay teması bir tişört istiyorum." Ben de düşündüm: "Neden sadece roket değil de, roketi kullanan bir kedi çizmiyorum?" 🚀🐈 İşte size özgünlük!
Eğer sen
diyorsan, tam yerine geldin! Web siteme göz at, koleksiyonları karıştır ve "Bu tam benim ruhum!" dediğin tasarımı bulun.
Unutma: Her baskı, bir sanatçının kalbinden çıkar!